TEBBET

TEFSİR
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla,


(Tebbet 111/1)
تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ
Ebu Leheb’in elleri kurusun, zaten kendisi bile kurudu[*]!

[*] Arap dili ve tefsir âlimi el-Ferrâ’ (ö.207/822) تَبَّتْ يَدَا أَبِي لَهَبٍ = “Ebu Leheb’in elleri kurusun!” Cümlesinin beddua, وَتَبَّ = “zaten kendisi bile kurudu” cümlesinin de ve kad tebbe = (وقد تب) takdirinde haber cümlesi olduğunu söylemiştir. (İcaz’ul-beyân an Meânî’l-Kur’ân) İkinci cümlenin haber cümlesi olması da Sure’nin Ebu Leheb’in ölümünden sonra indiğinin delilidir. Zaten daha önce inmiş olamaz.


(Tebbet 111/2)
مَا أَغْنَىٰ عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ
Ne malı işine yaradı ne de kazancı!


(Tebbet 111/3)
سَيَصْلَىٰ نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ
O, alevli bir ateşte kızaracak,


(Tebbet 111/4)
وَامْرَأَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ
eşi de odun hamallığı yapacak,


(Tebbet 111/5)
فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ
gerdanında ise liften bükülmüş bir ip bulunacaktır.