Bakara Suresi 159. Ayetin Tefsiri

إِنَّ الَّذِينَ يَكْتُمُونَ مَا أَنْزَلْنَا مِنَ الْبَيِّنَاتِ وَالْهُدَىٰ مِنْ بَعْدِ مَا بَيَّنَّاهُ لِلنَّاسِ فِي الْكِتَابِ ۙ أُولَٰئِكَ يَلْعَنُهُمُ اللَّهُ وَيَلْعَنُهُمُ اللَّاعِنُونَ

"Bu kitapta indirilen açıklayıcı ve ana ayetleri insanlara açıkça bildirdikten sonra gizleyenleri, Allah dışlar. Dışlayacak durumda olanlar da dışlarlar."(Bakara 2/159)

Allah-u Teala şöyle buyuruyor: "Elif, Lâm, Râ. Bu öyle bir kitaptır ki, âyetleri hem muhkem  kılınmış hem de  doğru karar veren ve her şeyin iç yüzünü bilen Allah tarafından açıklanmıştır. Böyle olması, Allah’tan başkasına kul olmayasınız diyedir. Ben de o kitapla sizi uyaran ve müjdeleyen kişiyim."(Hud 11/1-2) ayetlerde görüldüğü üzere Kuran-ı Kerim'de her ana konu, o konuları açıklayıcı ayetlerle Cenab-ı Hak tarafından netleştirilmiştir. Allah açıklamayı eğer insanlara bırakmış olsaydı; insanlar açıklayan kişinin dediklerine Allah'ın sözü diye itaat eder ve bu kişiyi ilah yerine koymuş olurlardı. Ayetler içerisinden bir kaç kelime seçerek, kendi görüşlerine uygun olarak açıklama yapanlar da kendilerini ilah yerine koymuş olurlar.

Ayette geçen "huda" kelimesi "muhkem/ana" ayetleri, "beyyinat" kelimesi de "müteşabih/muhkemi açıklayan" ayetleri ifade etmektedir. "beyyinat" kelimesi beyan etmek, ortaya çıkarmak, göstermek, indirmek anlamlarına gelmektedir. Muhkem ve müteşabih ayetlerin tümü Kuran-ı Kerim'de mevcuttur. Beyyinat/açıklama kelimesi; bir tefsir etme manasını, bir de olan bir şeyi dile getirme ve insanlara duyurma anlamında kullanılmaktadır. Allah, kendilerine kitap verilenlerden kesin söz aldığında şunları söyledi: “O Kitabı insanlara kesinlikle açıklayacaksınız ve asla gizlemeyeceksiniz.” Ama onlar Kitabı arkalarına attılar ve karşılığında geçici bir bedel aldılar. Aldıkları o şey ne kötüdür."(Ali İmran 3/187) ayette "ve la tektumunehu/asla gizlemeyeceksiniz" ifadesi ayetleri açıklamanın, tefsir etmek değil, ortaya çıkarmak, açığa vurmak, gün yüzüne çıkarmak anlamları ihtiva ettiğini göstermektedir.

Tüm müminlerin üzerinde "tebyin" görevi vardır. Tebyin; Allah’a nisbetle  “açıklamak, ayrıntılı bir şekilde ortaya koymak” anlamına gelir. Allah ayetlerini açıklamış, detaylandırmış, sonuçta açık bir Kitap (kitab-ı mübin) ortaya çıkmıştır. Tebyin kelimesi peygamberler de dâhil insanlar için kullanıldığında ise, zaten açık olan kitabı, “olduğu gibi ortaya koymak” anlamına gelir. Yani Kur’an’ın zaten ihtiva ettiği açıklamaları ortaya koymak demektir. Bu yönüyle tebyin, peygamberlere ve diğer insanlara verilmiş bir görevdir. Bunun içindir ki insanlar için kullanıldığında “saklama” ve “gizleme” kelimelerinin zıddı olarak kullanılmıştır. Kuran-ı Kerimde açıklanacak bir konu hakkında ayet kümeleri birleştirilerek gerçekler ortaya çıktıktan sonra, bu gerçekleri gizleyen, geleneksel anlayışa ya da ortamın durumuna göre tam yerinde söylenilmesi gerekenleri mevkilerini, makamlarını, insanların sevgisini kaybetme korkusuyla saklayanlar Cenab-ı Hak tarafından dışlanacaklardır. Ayrıca diğer dışlayabilecek olanlar da bu kişileri dışlayacaklardır. Dışlayabileceklerin kimler olduğu Bakara 161.ayette açıklanmıştır.