Bakara Suresi 170. Ayetin Tefsiri

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَا أَنْزَلَ اللَّهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَا أَلْفَيْنَا عَلَيْهِ آبَاءَنَا ۗ أَوَلَوْ كَانَ آبَاؤُهُمْ لَا يَعْقِلُونَ شَيْئًا وَلَا يَهْتَدُونَ

"Onlara “Allah’ın indirdiğine uyun!” dense, “Hayır! Biz atalarımızı hangi yolda bulmuşsak, ona uyarız!” derler. Peki, ataları akıllarını bir şeye çalıştırmamışve doğru yoladagirmemişlerse,yineuyacaklar mı?"(Bakara 2/170)

 

Müşriklerin; atalarının peşinden sorgusuzca gidişi her toplumda yaşanan bir durumdur. Bu konuda Hz. Musa'nın örneği ayette şöyle ifade edilmektedir; "Musa apaçık belgelerimizi onlara gösterince “Bunlar uydurulmuş büyüden başka bir şey değildir. Böylesini eski atalarımızdan da duymadık.”(Kasas 28/36) İnsan kendisine gelen her bilginin dayanağına bakıp incelemeli ve Allah-u Teala'nın kanunlarına uygunluğunu gözetmelidir. Hayatları boyunca sıkıca sarıldıkları düzenlerinden vazgeçmek istemeyen ve atalarının üstünlüğünü öne sürenlerin örnekleri Kuran-ı Kerim'de çokça yer almaktadır. Yine aynı şekilde başka bir ayette şöyledir; "Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun" denince: "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız" derler. Şeytan, babalarını alevli ateşin azabına çağırmış olsa da mı?"(Lokman 31/21) Müminlere düşen ise Allah'ın sözünü duydukları an, ona uymayanları ellerinin tersiyle itmektir. Allah-u Teala şöyle buyuruyor; "Güzel bir tavır takınarak kendini Allah'a teslim eden kimse, en sağlam kulpa yapışmış demektir. İşlerin sonu Allah'a varır."(Lokman 31/22) Nitekim kullarını sorguya tutacak Allah'tır ve müminler ancak O'nun razılığını düşünürler.

Bakara 170. ayeti günümüz için düşündüğümüzde; herhangi bir konu hakkında kendilerine ayetler okunduğunda "biz ulemaya uyarız, onlar iyi bilirler diyerek" ayetleri görmezden gelenlerin durumları anlatılmaktadır. Nitekim Mekke'li müşrikler de kendilerine ulama/alim demekteydiler. Her insan savunduğu konu hakkında kendisinin doğru söylediğini iddia eder, fakat din adına konuşanlar ilgili ayet kümelerini oluşturarak delil getirmelidirler. Çünkü din hakkında konuşma yetkisi peygamberler de dahil hiç kimseye verilmemiştir. Peygamberler ve din bilginleri ve kitap ve hikmeti ortaya koyarak Cenab-ı Hakkın yolunu gösterebilirler. Her hangi bir konunun doğru ya da yanlış olduğunun anlaşılması için ancak Kuran-ı Kerim'e uygunluğuna bakarak sonuca varabiliriz. Bu durum atalardan gelen her şeyin yanlış olacağı anlamına gelmemektedir. Nitekim ayette batıl inançları için atalarını delil gösteren müşriklerin, bu inançlarını terk edip babaları Hz. İbrahim'in dosdoğru dinine uymaları vurgusu şu şekilde ifade edilmektedir; "Allah yolunda hakkıyla cihad edin. Sizi seçen odur. Bu dinde size bir güçlük yüklememiştir. Babanız İbrahim’in şeriatına uyun. Allah size, daha önce Müslüman adını vermişti. Kur’ân’da da o adı verdi ki, bu Elçi size örnek  olsun. Siz de insanlara örnek olasınız. Öyleyse namazı tam kılın, zekâtı verin ve Allah’a sımsıkı sarılın. O sizin dostunuzdur. Ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır."(Hacc 22/78)