KEVSER

TEFSİR
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla,


(Kevser 108/1)
إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ
Sana çok önemli olan şeyi verdik[*].

[*] Nebimize verilen ve içinde her türlü hayrı barındıran şey Kur’an’dır. Allah Teala şöyle buyurur: “Bu Kitabı sana, her şeyi açıklasın; bir rehber, bir ikram ve tam teslim olanlara  müjdeler versin diye indirdik.” (Nahl 16/89)

 

(Kevser 108/2)
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ
Öyleyse her işi Rabbin (Sahibin) için yap[1*] ve dik dur[*2]!

[*1]Âyetin metninde geçen salli = صَل ‘nin türediği es-salât = الصَّلَاة kelimesinin kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır. (Lisan’ul-Arab) Burada verilen emir, Allah'ın verdiği görevleri, O’nun rızası için sürekli yapmaktır. Her müslümanın hiç aksatmadan yapması gereken tek ibadet namaz olduğu için ona da salat denmiştir.

[*2] Nahr =  النَّحْرُ göğüs anlamına gelir. (Lisan'ul-Arab) Namazda ayağa kalkıp dik duran kişiye “nahr etti = قد نَحَرَ” denir. (el-Ayn) Ayetteki وَانْحَرْ = v'enhar li rabbik = وَانْحَرْ لِرَبِّكَ takdirinde olduğu için “Rabbin için dik dur” anlamını vermek gerekir. Bir âyet şöyledir: “Allah yolunda nasıl cihad edilmesi gerekiyorsa öyle cihad edin. Sizi seçkin konuma getiren O’dur.” (Hac 22/78) Cihad, düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah’ın emrine uymak için verilen güçlü mücadeledir (Müfredat). Bu da dik durmakla olur. Bunu, Arap dili ile şöyle ifade edebiliriz:

(فَصَلِّ لرَبِّكَ وانْحَرْ) إلزم كل أمر لربك وانْتَصِب بنَحْرِك  إزَاءكل شيء لرضاه.

Ayakta duran devenin gırtlağına bıçak saplayıp kesmeye nahr denir. Deve, kurban olarak da kesildiği için v’enhar = وانْحَرْ emrine mecaz olarak “kurban kes” anlamı verilmiştir. Şu âyete göre kurban, bütün ümmetlere farzdır:  “Her ümmete kurban kesme görevi yükledik ki, kendilerine rızık olarak verdiğimiz en’âm cinsinden hayvanların üstüne Allah’ın adını ansınlar. İlahınız tek ilahtır, siz yalnız ona teslim olun. Sen alçak gönüllülere müjde ver.” (Hac, 22/34)

En’âm suresinin 143 ve 144. âyetine göre en’âm sadece deve değil, koyun, keçi, sığır ve devenin erkeği ve dişisidir. Muhammed (s.a.v.) ümmetiyle ilgili olarak da şöyle buyurulmuştur:

“Bedence gelişmiş olanları da sizin için, Allah’a kulluğun simgelerinden yaptık. Onlarda sizin için hayır vardır. Sıra sıra dururlarken üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları yere yapıştığı zaman onlardan yiyin, halinden memnun olana da isteyene de yedirin. Onları bu şekilde sizin hizmetinize verdik, belki şükredersiniz.” (Hac, 22/36)

Sıra sıra dururlarken üzerlerine Allah’ın adını anın” emri, kurbanlık hayvanları yere yatırmadan kesmeyi işaret eder  ama Araplar nahr kelimesini deve dışındaki hayvanların kesimi için kullanmazlar. Ayrıca Kevser Suresi’nin Mekke’de kurbanı emreden ayetlerin Medine’de inmesi, hiçbirinde nahr =نحر kökünden bir kelimenin geçmemesi, Nebimizin Mekke’de kurban kestiğine dair rivayet olmamasına rağmen Hicretten sonra her yıl kurban kestiğinin bilinmesi (Tirmizi, Edâhî, 11) mecaz anlamda olsa وَانْحَرْ = v'enhar’a “kurban kes” anlamını vermenin doğru olmadığını gösterir.

 

(Kevser 108/3)
إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ
Unutulup gidecek olan, senden nefret edendir[*].

[*] Kafirler ahirette hep unutulup gideceklerdir. Sura üflendiğinde kâfirlerin arasında nesep bağı kalmaz, o gün birbirlerini arayıp sormazlar da…” (Müminûn 23/101)