DUHA

TEFSİR
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla,


(Duha 93/1)
وَالضُّحَىٰ
Duhânın[*] (gündüzün) hakkı için!

[*] Duhâ, burada gündüzün tamamı anlamındadır. (Lisan’ul-arab ضحا md.)

 

(Duha 93/2)
وَاللَّيْلِ إِذَا سَجَىٰ
Durgunlaştığı sırada[1*] gecenin hakkı için[2*]!

[1*] Secâ = سَجَى, durgunlaştı, demektir. Rüzgarı durgunlaşmış ama henüz kararmamış geceye leyletun sâciyetun = ليلةٌ ساجيةٌ denir. (el-Ayn, سجو md.) Güneş batınca duhâ kaybolur, hava sakinleşir ve rüzgarda hissedilir bir durgunlaşma görülür.  Gündüz tam bu sırada biter ve gece başlar. Kutup bölgesinde, Güneşsiz günlerde ve beyaz gecelerde akşam namazı vaktinin girdiği bu işaretle anlaşılır. Aynı şey, dağlık bölgeler ve bulutlu günler için de geçerlidir. Ayrıca Şems Suresi 1-4. âyetlerin dipnotlarına bkz.

[2*] Bu iki âyette Allah yemin etmektedir. Allah’ın bir şeye yemini, o şeyin önemine vurgu yapmak ve daha sonra gelen şeye dikkat çekmek içindir. Bu yüzden biz, bu anlama uygun meal verdik.

 
 

(Duha 93/3)
مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ
Rabbin (Sahibin) seni ne bıraktı, ne de senden soğudu[*].

[*] Mekayis’l-luğa قَلَوَ md. Bu sure, Nebîmizin bazı yanlış davranışlarını yeren Abese’den sonra inmiş olmalıdır. Bu ayetle verilen tesellinin onunla ilgili olduğu açıktır.  

 

(Duha 93/4)
وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْأُولَىٰ
Senin için ilerisi, şimdikinden daha iyi olacak,


(Duha 93/5)
وَلَسَوْفَ يُعْطِيكَ رَبُّكَ فَتَرْضَىٰ
Rabbin (Sahibin) sana daha sonra çok şey verecek, sen de memnun kalacaksın.


(Duha 93/6)
أَلَمْ يَجِدْكَ يَتِيمًا فَآوَىٰ
Seni yetim görüp barındırdı, değil mi[*]?

[*] İstifhamın takriri olması ve sonraki âyetlerin mealleriyle uyum sağlaması sebebiyle bu meal verilmiştir


(Duha 93/7)
وَوَجَدَكَ ضَالًّا فَهَدَىٰ
Seni şaşkın[*] görüp doğru yolu gösterdi,

[*] Tâc’ul-arûs ض ل ل md. Nebîmizin bu durumunu gösteren âyetler şunlardır: Allah bir insanla, vahiy (ilham) veya perde arkasından yahut bir elçi gönderip isteklerini izniyle vahyetmesi dışında bir yolla konuşmaz. O, yücedir, doğru kararlar verir. İşte sana da bu yolla emrimiz olan ruhu (Kur’ân’ı) vahyettik. Yoksa sen bu Kitab’ın ve bu imanın ne olduğunu bilmezdin. Ama onu bir nur yaptık, düzenimize uyduğunu gördüğümüz kullarımızı onunla yola getiririz. Şimdi sen, elbette doğru yolu; göklerde ve yerde ne varsa hepsinin Sahibi olan Allah’ın yolunu gösteriyorsun. Bilin ki bütün işler, Allah’a ulaşır. (Şûrâ 42/51-53)

 

(Duha 93/8)
وَوَجَدَكَ عَائِلًا فَأَغْنَىٰ
seni muhtaç görüp ihtiyacını giderdi.


(Duha 93/9)
فَأَمَّا الْيَتِيمَ فَلَا تَقْهَرْ
Sakın yetimi ezme!


(Duha 93/10)
وَأَمَّا السَّائِلَ فَلَا تَنْهَرْ
Sana bir şey sorana da ilgisiz kalma[*].

[*] نهر, açma veya açılma anlamına gelir. (Mekayis’l-luğa) Biriyle araya mesafe koymak, ona ilgisiz davranmaktır. Nebimiz, İbn Ümmi Mektûm’a ilgisiz davrandığı için azarlanmıştı. Bkz.  Abese 80/1


(Duha 93/11)
وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ
Sahibinin nimetini (sana indirdiği âyetleri) hep anlat!