KEVSER

TEFSİR
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla...[*]

[*] "Rahmân” ve “Rahîm" kelimeleri, rahmet (رحمة) kökündendir. Rahmet, iyilik ve ikramı gerektiren incelik anlamındadır. Allah’ın özelliği olarak kullanılınca sadece iyilik ve ikram anlaşılır (Müfredât). Rahmân “rahmeti her şeyi kuşatan” demektir. Bu özellik Allah’tan başkasında olmayacağı için “iyiliği sonsuz” diye çevirdik. Rahîm “çok merhametli” demektir. Bu özellik Allah’ın dışındaki varlıklarda da olabilir. Nitekim ‘rahîm’ kelimesi, Tevbe 9/128. âyette Resulullah için; Fetih 48/29. ayette ise müminler için kullanılmıştır.


(Kevser 108/1)
اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَۜ
Biz sana çok hayırlı olanı (Kur'an'ı) verdik.[*]

[*] Nebimize verilen ve içinde her türlü hayrı barındıran şey Kur’an’dır (Nahl 16/89). Ayrıca hikmet de nebimize verilen büyük nimetlerden biridir. Allah ona, çocukluğundan itibaren pek çok başka nimetler de vermiştir (Bakara 2/269, Nisa 4/113, İsra 17/107, Duha 93/6-8, İnşirah 94/1-4).

 

 


(Kevser 108/2)
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْۜ
Öyleyse kulluk görevlerini yalnızca Rabbin için yap[1*] ve dik dur![2*]

[1*] Âyetin metninde geçen “salli (صَل)”nin türediği “es-salât (الصَّلَاة)” kelimesinin kök anlamı, bir şeyi bırakmamak ve sürekli arkasında olmaktır (Lisan’ul-Arab). Burada verilen emir, Allah'ın verdiği görevleri, O’nun rızası için sürekli yapmaktır. Her Müslümanın hiç aksatmadan yapması gereken tek ibadet namaz olduğu için ona da salat denmiştir. En’am 6/162.

[2*] “Dik dur!” anlamı verdiğimiz ‘inhar =’انْحَرْ “ın kökü olan “Nahr (النَّحْرُ)” göğüs anlamına gelir (Lisan'ul-Arab). Bir kişinin namazda ayağa kalktığını ifade için  “kad nahr = (تنَحَر)” denir. Aynı ifade, bir binanın bir başka binanın karşısında olduğunu ifade için de kullanılır. ’Savaşta göğüs göğüse çarpışanları ifade için “tenâherû fî’l-kital = (تناحَرُوا في القِتال)”. Devenin gırtlağına bıçak saplayıp kesmeye de “nahr” denir (el-Ayn). Deve, kurban olarak da kesildiği için gelenekte “v’enhar (وانْحَرْ)” “kurban kes” anlamı verilir. Ancak Allah Teala bir ayette kısa ve özlü olarak anlattığı bir şeyi daha sonra ayrıntılı olarak açıklar (Hud 11/1-2). Kur’an’da Muhammed aleyhisselamın, kurban veya bir başka hayvanı kestiğine dair bir ayet yoktur ama yapılan baskılara rağmen duruşunu bozmadığı ve görevini eksiksiz yerine getirdiği ile ilgili çok sayıda ayet vardır (Maide 5/49-50, İsra 17/73-75, Kalem 67/1-16). Ayrıca kurbanın farz kılındığını ifade eden ayetlerde vurgu, hayvan kesmeye değil, yılın belli günlerinde koyun keçi, sığır ve deveyi keserken Allah’ın adını anmaya yapılır (Hac, 22/28, 34-37, 67). Bu sebeple âyete verilen meal “kurban kes” şeklinde olamaz. Muhammed aleyhisselam, kendine yapılan bütün baskılara, biraz yumuşak davranması tekliflerine rağmen duşunu bozmamış ve Allah’ın emirlerine uymuştur (Kalem 67/1-16).


(Kevser 108/3)
اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ
Senden nefret eden, hiçbir sonuç elde edemeyecek olandır.[*]

[*] Kâfirler ahirette hep unutulup gideceklerdir (Müminûn 23/101, Kasas 28/66, Mearic 70/10-14, Abese 80/33-37).