ÂDİYAT

TEFSİR
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla,


(Âdiyat 100/1)
وَالْعَادِيَاتِ ضَبْحًاۙ
Meş’âle olup engelleri aşanlar[*] çok önemlidir!

[*] Önderler. İlk beş âyette, نفوس kelimesi fail sayılmıştır. العَدْو: Bir şeyi aşma ve durması beklenen yerde ilerleme (Mekâyîs) anlamına gelir. Böyle biri için “sınırları aşan” anlamı uygun düşer.  ضَبْحً ise odunların ucunu yakmaktır. (Mekâyîs) Böylece onlar birer meş’ale olurlar.

 
 

(Âdiyat 100/2)
فَالْمُورِيَاتِ قَدْحًاۙ
Bir ışık gösterenler[*],

[*] İnce ayrıntıları gösterenler.

 

(Âdiyat 100/3)
فَالْمُغ۪يرَاتِ صُبْحًاۙ
Güneş doğmadan işe girişenler[*],

[*] أغارَ, peş peşe adım atmak ve hızlı hareket etmektir. (es-Sıhah) مُغِيرَات ism-i faildir. Ona “işe girişenler” anlamı vermemiz bundandır.


(Âdiyat 100/4)
فَاَثَرْنَ بِه۪ نَقْعًاۙ
Böylece arkalarında istikrar[*] bırakanlar,

[*] نقع, istikrarı gösterir. (Mekâyîs)


(Âdiyat 100/5)
فَوَسَطْنَ بِه۪ جَمْعًاۙ
Bu halleriyle topluluğun merkezinde olanlar çok önemlidir[*].

[*] Buraya kadar beş âyette Allah yemin etmektedir. Allah’ın bir şeye yemin etmesi, o şeyin önemine vurgu yapmak ve daha sonra gelen şeye dikkat çekmek içindir. Bu yüzden biz, bu anlama uygun meal verdik.  

 

(Âdiyat 100/6)
اِنَّ الْاِنْسَانَ لِرَبِّه۪ لَكَنُودٌۚ
İnsan, Rabbine/Sahibine karşı pek nankördür.


(Âdiyat 100/7)
وَاِنَّهُ عَلٰى ذٰلِكَ لَشَه۪يدٌۚ
Buna kendi de şahittir.


(Âdiyat 100/8)
وَاِنَّهُ لِحُبِّ الْخَيْرِ لَشَد۪يدٌۜ
Ondaki mal sevgisi çok güçlüdür.


(Âdiyat 100/9)
اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِۙ
Bilmez mi ki, kabirdekiler dışarı çıkarıldığında,


(Âdiyat 100/10)
وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِۙ
İçlerinde olanlar ortaya döküldüğünde,


(Âdiyat 100/11)
اِنَّ رَبَّهُمْ بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَخَب۪يرٌ
Rableri onlara her şeyi, işte o gün bildirecektir[*].

[*] Burada habîr (خَبِير) kelimesine muhbir anlamı verilmiştir. Bak: Müfredat.