BELED

TEFSİR
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla,


(Beled 90/1)
لَٓا اُقْسِمُ بِهٰذَا الْبَلَدِۙ
Bu şehir (Mekke) önemlidir.


(Beled 90/2)
وَاَنْتَ حِلٌّ بِهٰذَا الْبَلَدِۙ
Bu şehirde senin can güvenliğin olmasa[1*] bile (önemlidir[2*])!

[1*] الحل = el-hill, canı helal (el-Ayn) yani can güvenliği yok, anlamındadır.

[2*] Bkz. Kureyş Suresi.

 

(Beled 90/3)
وَوَالِدٍ وَمَا وَلَدَۙ
Ana-baba[1*] ve evlat da önemlidir[2*]..

[1*] Âyette geçen (وَالِد) Vâlid وَلَدَ = velede fiilinin ismi failidir. “وَلَدَ = doğurdu” demektir. Erkek doğum yapamayacağı için el-Kamusu’l-muhît’e göre anaya hem valid hem valide denir. Lisan’ul-arab’a göre valide والِدَةٌ doğuran kadın وَالِد valid ise soyundan gelinen kadın demektir. Ana ile baba bir arada zikredilince anaya valide, babaya da mevlûdün leh denir. (bkz. Bakara 2/233). Baba da وَلَدَ = velede fiilinin fâilidir. Allah’ın baba olmadığını ifade için “لَمْ يَلِد” (İhlâs 112/3) buyrulmuştur. Öyleyse vâlid; yerine göre baba, yerine göre ana anlamındadır. Bu âyette geçen vâlid her iki anlamı da içerir.

[2*] Bu üç âyette Allah yemin etmektedir. Allah’ın bir şeye yemin etmesi, sadece o şeyin önemine vurgu yapmak içindir. Bu yüzden biz, bu anlama uygun meal verdik. 

 
 
 

(Beled 90/4)
لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ ف۪ي كَبَدٍۜ
Biz insanı, bütün zorlukları göğüsleyecek güçte[*] yarattık.

[*] (Lisan’ul-arab) Allah kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. (En'âm 6/152)

 

 


(Beled 90/5)
اَيَحْسَبُ اَنْ لَنْ يَقْدِرَ عَلَيْهِ اَحَدٌۢ
Kimsenin ona sınır çizemeyeceğini mi sanıyor!


(Beled 90/6)
يَقُولُ اَهْلَكْتُ مَالًا لُبَدًاۜ
Bir de “Yığınla mal harcadım[*]” diyor.

[*] Birçok insana doğrular anlatılınca yanlışlarına daha fazla sahip çıkar. (Bakara 2/170, Maide 5/104, Lokman 31/21-23, Zuhruf 43/20-23)

 

(Beled 90/7)
اَيَحْسَبُ اَنْ لَمْ يَرَهُٓ اَحَدٌۜ
Kimsenin kendini görmediğini mi sanıyor?


(Beled 90/8)
اَلَمْ نَجْعَلْ لَهُ عَيْنَيْنِۙ
Ona iki göz vermedik mi?


(Beled 90/9)
وَلِسَانًا وَشَفَتَيْنِۙ
Bir dil ile iki de dudak!


(Beled 90/10)
وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِۚ
Ona apaçık iki yol[*] gösterdik.

[*]  النَجْدُ yükseltilmiş apaçık yol anlamına gelir. (el-Kamus) Her insan, hangi yolun doğru, hangisinin yanlış olduğunu, kendi bilgisi ve vicdanıyla anlar ve bilir. Onun açısından her ikisi de apaçık ve bellidir.

 

(Beled 90/11)
فَلَا اقْتَحَمَ الْعَقَبَةَۘ
O, zor olanını göze alamadı.


(Beled 90/12)
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا الْعَقَبَةُۜ
Zor olan yol hangisidir, nereden bileceksin?


(Beled 90/13)
فَكُّ رَقَبَةٍۙ
Zor olan, hürriyetini kaybetmiş birini kurtarmaktır.


(Beled 90/14)
اَوْ اِطْعَامٌ ف۪ي يَوْمٍ ذ۪ي مَسْغَبَةٍۙ
Veya kıtlık gününde birinin karnını doyurmaktır.


(Beled 90/15)
يَت۪يمًا ذَا مَقْرَبَةٍۙ
Yakınlarından bir öksüzü[*]

[*] Öksüz anlamı verdiğimiz kelime yetimdir. Türkçede yetim, sadece babası olmayan çocuğa, öksüz ise sadece annesi veya hem annesi hem babası olmayan çocuğa denir. Kur’an’da bunların hepsine yetim denir. 


(Beled 90/16)
اَوْ مِسْك۪ينًا ذَا مَتْرَبَةٍۜ
veya bitkin hale gelmiş bir çaresizi kurtarmaktır.


(Beled 90/17)
ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِۜ
Aynı zamanda[*] (Allah’a) tam güvenen, birbirine sabrı tavsiye eden ve merhameti tavsiye eden biri olmaktır.

[*] Âyetteki sümme = ثمَ'nin kök anlamı, nazikçe bir araya gelmektir“. (Mekâyîsül-luğa)


(Beled 90/18)
اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِۜ
İşte uğurlular sınıfı bunlardır.


(Beled 90/19)
وَالَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِاٰيَاتِنَا هُمْ اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِۜ
Ayetlerimizi görmemekte direnenler de uğursuzlar sınıfıdır[*].

[*] (Ahirette) siz, üç sınıf olursunuz:(Birincisi) Uğurlular sınıfıdır. Ne mutlu o sınıftan olanlara! (İkincisi) Uğursuzlar sınıfıdır. Ne yazık o sınıftan olanlara! Bir de önde gidenler (sınıfı) var; hep önde gidenler! Onlar, her türlü ikramın yakınına alınırlar. (Vakıa 56/7-11)

 

(Beled 90/20)
عَلَيْهِمْ نَارٌ مُؤْصَدَةٌ
Onların üstünde kendilerini kuşatmış bir ateş bulunur.