TAHRÎM
[*] "Rahmân” ve “Rahîm" kelimeleri, rahmet (رحمة) kökündendir. Rahmet, iyilik ve ikramı gerektiren incelik anlamındadır. Allah’ın özelliği olarak kullanılınca sadece iyilik ve ikram anlaşılır (Müfredât). Rahmân “rahmeti her şeyi kuşatan” demektir. Bu özellik Allah’tan başkasında olmayacağı için bu kelimeyi “iyiliği sonsuz” diye çevirdik. Rahîm “çok merhametli” demektir. Bu özellik Allah’ın dışındaki varlıklarda da olabileceği için ona "ikramı bol" anlamını verdik. Nitekim ‘rahîm’ kelimesi, Tevbe 9/128. ayette Resulullah için; Fetih 48/29. ayette ise müminler için kullanılmıştır.
[1*] Bizans'ın Mısır Genel Valisi (Mukavkıs) tarafından nebimize Mâriye adında bir cariye hediye edilmişti (DİA, Mariye). Allah, cariyelerle birlikteliği, nikah şartına bağlamış (Nur 24/32), hür kadınla evlenme imkanı olanın cariye ile evlenmesini de yasaklamıştır (Nisa 4/25). Ama bu yasak, Ahzab 33/50. ayet ile Muhammed aleyhisselamın şahsına özel olarak kaldırılınca Nebimiz, Mariye ile nikahlanmıştı. Bu nikah, diğer eşlerinin hoşnutsuzluğuna sebep olmuş, o da onları memnun etmek için Mariye’yi kendisine haram kılmıştı. Ayet bu durumu anlatmaktadır.
[2*] Nebinin, dinde haram ya da helal koyma yetkisi olduğu iddia edilir. Halbuki bu ayet onun, kendi şahsı için bile helal ve haram koyma yetkisinin olmadığını göstermektedir. Konu hakkında ayrıntılı bilgi için bkz: A’raf 7/157.
[*] Allah, yeminlere uymayı emretmiş ama yeminin erdemli davranmaya, yanlışlardan sakınmaya ve insanların arasını düzeltmeye engel kılınmasını yasaklamıştır (Bakara 2/224, Nahl 16/91-94). Yeminini bozan kişinin ne yapması gerektiğini de Maide 5/89’da anlatmıştır.
[*] Eşleri arasında geçen bir konuşmayı Allah’ın Nebimize bildirmesi, geleneğin, çoğunlukla kabul ettiği vahy-i gayri metluv yani Kur’an dışı vahiy iddiasının delillerinden sayılır. Oysa Nebi’nin sır verdiği eşi, bunu diğer eşine anlatırken Allah, onun bunu duymasına fırsat vermiştir. Zaten bu bilgi, Muhammed aleyhisselamın şahsı ve ailesiyle ilgili olup, insanlığa tebliğ edilmesi gereken bir vahiy değildir. Vahiy çeşitleri hakkında Şûrâ 42/51 ve dipnotlarına bakınız.
[*] Ahzab 33/56.
[1*] Nebi eşlerinin konumu farklı olduğu için onlarla ilgili özel hükümler vardır (Ahzab 33/28-34).
[1*] Bakara 2/24.
[2*] Tâhâ 20/132, Zümer 39/15, Şûrâ 42/45.
[3*] Zebani (Alak 96/18) adı verilen cehennemde görevli melekler için bkz: Zümer 39/71-72, Mü’min 40/49-50, Zuhruf 43/77, Mülk 67/8, Müddessir 74/30-31,
[1*] Nahl 16/84, Rum 30/57, Mü’min 40/52, Casiye 45/35, Mürselat 77/35-36.
[2*] Casiye 45/28, Tur 52/16.
[1*] Hud 11/3.
[2*] Allah kendisine inanıp güvenen ve salih amel işleyen herkesin kötülüklerini örteceğini ve onları cennetle ödüllendireceğini müjdelemiştir (Âl-i İmran 3/195, Nisa 4/31, 57, 122, Enfal 8/29, Ankebut 29/7, Muhammed 47/2, Teğabün 64/9).
[3*] Bu ayet, mahşer yerindeki müminlerin durumunu anlatır. Sollarındaki münafıklar, onların nurlarından yararlanmak için kendilerine doğru dönmelerini isteyeceklerdir (Hadid 57/12-13).
[1*] Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah’ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın çok önemli bir parçasıdır (Hac 22/78, Ankebut 29/69). Birini doğru yoldan çıkarmak için gösterilen gayrete de cihad denir (Ankebut 29/8).
[2*] Ayette, “katı ol” anlamı verdiğimiz ifade, “ğılza (غِلْظَــةُ)” mastarından türemiştir. Ğılza; incelik, zerafet ya da naziklik anlamına gelen “rikkat” sözcüğünün zıddıdır. Kalınlık, büyüklük, kabalık, sertlik ya da haşinlik anlamlarına gelir (Müfredat). Müslümanlar, kafirlere ve münafıklara karşı herhangi bir haksızlığa meyl etmeden (Maide 5/8), tavizsiz (Kalem 68/9) bir duruş sergilemelidirler (Maide 5/54, Tevbe 9/73, İsra 17/73-75, Furkan 25/52, Fetih 48/29). Birçok mealde bu kavrama verilen "sert davran" gibi anlamlar, kafirlere karşı aşırı davranışlara yol açmaktadır.
[1*] Bu ayet, evli çiftlerden birinin yaptığı cinsel ihanetin evliliği bitirmediğinin örneğidir. Nuh aleyhisselam eşini, sırf ailesinden olduğu için gemiye almıştır. Bkz. Hud 11/40-46 ayeti ve dipnotları.
[2*] A’raf 7/83, Hud 11/81, Hicr 15/59-60, Neml 27/57, Ankebut 29/32-33.
[*] Tahrim 66/10 ve 11. âyetler, karı kocadan birinin kafir olmasından dolayı nikahın düşmediğinin örneğidir. Çünkü Allah, her konunun örneğini vererek onu iyi anlamamızı sağlar (İsra 17/80, Kehf 18/54, Rum 30/58, Zümer 39/27). Gelenekte din farkının nikahı düşürdüğüne delil gösterilen Mümtahine 60/10 ve 11. âyetlerin bununla ilgisi yoktur. Orada anlatılan, kadının kafir kocasından ayrılmasıyla ilgili hükümlerdir.
[1*] Buradaki ruh, Allah’tan gelen bilgidir (İsrâ 17/85). O bilgi, Allah’ın İsa aleyhisselama, anasının rahminde iken (Enbiya 21/91) öğrettiği kitap bilgisi ve konuşmadır (Âl-i İmran 3/48, Meryem 19/30-33) Böylece o ve annesi, insanlar için birer ayet /mucize olmuşlardır (Meryem 19/21, Müminun 23/50).
[2*] Tevrat’ın Yeşaya 7:14 pasajında, Allah’ın bir ayeti olarak bakire bir kızın erkek çocuk doğuracağı bildirilmiştir. Meryem annemizin kendinden önceki Tevrat’ı tasdik etmesi, bakire olduğu halde bu doğumu yapmasıyla sağlanmıştır. Tevrat’ta haberi verilen bu doğumun gerçekleşeceği de İncil’in Luka 1:31-35 pasajlarında Meryem annemize bildirildiğinden söz edilir. Ona hiçbir erkek dokunmadığı halde (Meryem 19/20) İsa aleyhisselamı doğurduğunun söylenmesi, Kur’an’ın da kendinden önceki kitaplarda bulunan bu sözleri tasdik ettiğini gösterir.
Süleymaniye Vakfı Meali