FECR

TEFSİR
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla...[*]

[*] "Rahmân” ve “Rahîm" kelimeleri, rahmet (رحمة) kökündendir. Rahmet, iyilik ve ikramı gerektiren incelik anlamındadır. Allah’ın özelliği olarak kullanılınca sadece iyilik ve ikram anlaşılır (Müfredât). Rahmân “rahmeti her şeyi kuşatan” demektir. Bu özellik Allah’tan başkasında olmayacağı için “iyiliği sonsuz” diye çevirdik. Rahîm “çok merhametli” demektir. Bu özellik Allah’ın dışındaki varlıklarda da olabilir. Nitekim ‘rahîm’ kelimesi, Tevbe 9/128. âyette Resulullah için; Fetih 48/29. ayette ise müminler için kullanılmıştır.


(Fecr 89/1)
وَالْفَجْرِۙ
O fecre[*] / o sabahın alaca karanlığına yemin olsun!

[*] Fecr; yani sabahın alacakaranlığı, doğuda ilk ışıkların görülmesinden Güneş’in doğmasına kadar olan vakittir. Burada yemin edilen fecr, Kadir 97/5’teki “fecrin doğuşuna kadar” ifadesinden anlaşıldığı üzere, tan yerinin ağarmaya başladığı ilk vakit yani fecr-i kaziptir. Bu fecr, Allah tarafından kendilerine görev taksimatı yapılmış meleklerin göreve başlama vaktidir (Duhan 44/3-6, Kadir 97/4). İlgili ayetler birlikte okunduğunda, vahiy meleği Cebrail’in Muhammed aleyhisselama ilk vahyi Ramazan ayındaki (Bakara 2/185) o gecenin/ kadir gecesinin fecrinde getirdiği anlaşılmaktadır (Kadir 97/1).


(Fecr 89/2)
وَلَيَالٍ عَشْرٍۙ
On geceye,[*]

[*] Birçok tefsirde, bu gecelerin, Ramazan’ın son on gününe, Zilhicce’nin veya Muharrem’in ilk on gününe ait olduğuna dair görüşler nakledilir. Fakat Fecr 89/1’de “o fecre”, Fecr 89/4’te “o geceye” yemin edilmesinin yanısıra, Nebîmizin de Bakara 2/187. âyette yer alan itikâfı Ramazan’ın son on gününde yapmış olması ve Kadir gecesinin bu günlerden birine rastlayan gece olduğunu bildirmesi, bu gecelerin Ramazan’ın son on gecesi olduğunu göstermektedir. Nebimiz ve bazı Müslümanlar Ramazan ayının 21. gününden başlayarak itikafa girer, ama hesap yapma imkanı olmadığından, ayın 29 mu 30 mu çektiği ancak ayın son gününde belli olurdu. Bu nedenle bu ibadet 9 veya 10 gün sürerdi. Bu günlerin gecelerine de sayıyı kast etmeksizin “on gece” denmektedir.

 

(Fecr 89/3)
وَالشَّفْعِ وَالْوَتْرِۙ
onun çift olanına ve tek olanına,[*]

[*] Fecr 89/2’nin dipnotunda anlatılan “on gece”nin bazen dokuza düşmesi nedeniyle, bu ayette onun hem çift hem de tek  olabileceğine dikkat çekilmektedir.


(Fecr 89/4)
وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِۚ
ve başladığında[1*] o geceye yemin olsun![2*]

[1*] Bu gece, meleklere görev taksimatının yapıldığı kadir gecesidir (Duhan 44/4). Bu taksimat, gecenin başlangıcından fecrin doğuşuna kadar sürdüğü için bu ayette gecenin başlangıcına yemin edilmektedir.


(Fecr 89/5)
هَلْ ف۪ي ذٰلِكَ قَسَمٌ لِذ۪ي حِجْرٍۜ
Bunlar, aklını iyi kullananlar[*] için önemli birer yemindir, değil mi!

[*] “Aklını iyi kullanan” ifadesi, âyetteki “hicr sahibi (ذِي حِجْرٍ)” ifadesinin mealidir. Hicr’in kök anlamı engelleme ve bir şeyi kuşatmadır. Gereksiz şeyleri yapmaya engel olduğu için hicr, akıl anlamında da kullanılır (Mekâyîs). 

 

(Fecr 89/6)
اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍۙۖ
Rabbinin Âd kavmini ne hale getirdiğini gözünde canlandırmaz mısın;[*]

[*] Hud aleyhisselamın elçi olarak gönderildiği halka uygulanan ceza şu âyetlerde geçmektedir: Hud 11/58-60, Şuarâ 26/139, Fussilet 41/13-16, Ahkâf 46/21-25, Zariyat 51/41-42, Kamer 54/18-21, Hâkka 69/6-8.


(Fecr 89/7)
اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِۙۖ
sütunları olan İrem şehrini?


(Fecr 89/8)
اَلَّت۪ي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِۙۖ
Orası öyle bir yerdi ki şehirler içinde onun gibisi kurulmamıştı.[*]

[*] Rum 30/9, Mü’min 40/21.


(Fecr 89/9)
وَثَمُودَ الَّذ۪ينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِۙۖ
Vadideki kayaları oyan[1*] Semûd halkını[2*]

[1*] A’raf 7/74, Hicr 15/82, Şuara 26/149.

[2*] Bunlara elçi olarak Salih aleyhisselam gönderilmiştir. Onlara  uygulanan ceza şu âyetlerde geçer: Araf 7/73-79, Hud 11/61-68, Şuarâ 26/141-159, Neml 27/45-53, Fussilet 41/17-18, Zariyat 51/43-45, Kamer 54/23-31, Hâkka 69/5, Şems 91/11-15.

 


(Fecr 89/10)
وَفِرْعَوْنَ ذِي الْاَوْتَادِۙۖ
ve kazıkları (piramitleri) olan Firavun’u da[*] (ne hale getirdiğini gözünde canlandırmaz mısın?)

[*] Sâd 38/12. Allah Teala dağları da “kazıklar/evtad” olarak nitelediği için bu anlam tercih edilmiştir (Nebe 78/7).

 

(Fecr 89/11)
اَلَّذ۪ينَ طَغَوْا فِي الْبِلَادِۙۖ
Onlar, şehirlerinde taşkınlık etmiş kimselerdi.[*]

[*] Necm 53/50-53.


(Fecr 89/12)
فَاَكْثَرُوا ف۪يهَا الْفَسَادَۙۖ
Oralarda bozgunculuklarını iyice artırmışlardı.[*]

[*] Sâd 38/28.


(Fecr 89/13)
فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍۙۖ
Rabbin de tepelerine azap kamçısını indirmişti.[*]

[*] Kasas 28/58-59.

 

(Fecr 89/14)
اِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِۜ
Senin Rabbin elbette gözetleme makamındadır.[*]

[*] Bürûc 85/20, Alak 96/14.


(Fecr 89/15)
فَاَمَّا الْاِنْسَانُ اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ رَبُّهُ فَاَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَكْرَمَنِۜ
Ama insan var ya… Rabbi onu imtihana sokup ona ikramda bulunur ve bolca nimet verirse: "Rabbim bana ikram etti, bana!" der.[*]

[*] Enfal 8/28, Enbiya 21/35, Kasas 28/38, Zümer 39/49, Fussilet 41/50.


(Fecr 89/16)
وَاَمَّٓا اِذَا مَا ابْتَلٰيهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبّ۪ٓي اَهَانَنِۚ
Yine onu imtihana sokup bu defa da rızkını daraltırsa: “Rabbim beni perişan etti!” der.[*]

[*] Yunus 10/12, 21; Hud 11/9-10, İsra 17/83, Rum 30/33, 36; Zümer 39/8, Fussilet 41/49, 51; Şûrâ 42/48.

 

(Fecr 89/17)
كَلَّا بَلْ لَا تُكْرِمُونَ الْيَت۪يمَۙ
Hayır, hayır! Aslında (imtihanı kaybediyorsunuz çünkü) siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz.[*]

[*] Birçok ayette yetimlere iyi davranmak ve ikramda bulunmak emredilmiş, bu emri yerine getiren kullar övülmüştür (Bakara 2/83, 177, 215, 220; Nisa 4/8, 36; İnsan 76/8; Beled 90/15).


(Fecr 89/18)
وَلَا تَحَٓاضُّونَ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْك۪ينِۙ
Çaresizlerin yiyeceği için birbirinizi teşvik bile etmiyorsunuz.[*]

[*] Çaresiz durumda olanlara yardım etmekle ilgili ayetler için bkz: Bakara 2/83, 177, 215, 220; Nisa 4/8, 36, İsra 17/26, Nur 24/22, İnsan 76/8.


(Fecr 89/19)
وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ اَكْلًا لَمًّاۙ
Mirası,[1*] (Allah’ın emirlerini gözetmeden)[2*] toplayıp yiyorsunuz.

[1*] Miras, soy bağı veya başka sebeplerle elde edilen şeydir (Mekâyîs). Nitekim Firavun ve hanedanından İsrailoğullarına kalan mala mülke de miras denmiştir (A’raf 7/137, Şuarâ 26/57-59, Duhan 44/25-28). Bu sebeple burada sözü edilen miras, hem yakınlardan kalan hem de önceki toplumlardan kalan mal mülktür.

[2*] Mirasın mirasçılar arasında Allah’ın emrettiği şekilde bölüştürülmesi farzdır (Bakara 2/180, Nisa 4/11-12, 33, 176).


(Fecr 89/20)
وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّاۜ
Malı pek çok seviyorsunuz.[*]

[*] Âl-i İmran 3/14,  Âdiyat 100/8.

 

(Fecr 89/21)
كَلَّٓا اِذَا دُكَّتِ الْاَرْضُ دَكًّا دَكًّاۙ
Hayır, hayır! Yeryüzü dümdüz hale getirilince,[*]

[*] Vakıa 56/4, Hakka 69/14, Müzzemmil 73/14, İnşikak 84/3, Zilzal 99/1.


(Fecr 89/22)
وَجَٓاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّاۚ
melekler de sıra sıra dizili iken Rabbin gelince,[*]

[*] Nebe 78/38.

 

(Fecr 89/23)
وَج۪ٓيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ وَاَنّٰى لَهُ الذِّكْرٰىۜ
o gün cehennem de getirilince… İşte o gün insan doğruları hatırlar ama bu hatırlamanın ona ne faydası olur ki![*]

[*] Muhammed 47/18, Naziat 79/35, Tekvir 81/14, İnfitar 82/5.

 

(Fecr 89/24)
يَقُولُ يَا لَيْتَن۪ي قَدَّمْتُ لِحَيَات۪يۚ
“Ah! Keşke şimdiki hayatım için önceden bir şeyler yapsaydım!” der.[*]

[*] En’am 6/27, Şuarâ 26/102, Ahzab 33/66, Zümer 39/58-59.

 

(Fecr 89/25)
فَيَوْمَئِذٍ لَا يُعَذِّبُ عَذَابَهُٓ اَحَدٌۙ
O gün Rabbinin vereceği azabı hiç kimse veremez,[*]

[*] Ğaşiye 88/23-24.

 

(Fecr 89/26)
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُٓ اَحَدٌۜ
onun vuracağı bağı da hiç kimse vuramaz.[*]

[*] Ra’d 13/5, İbrahim 14/49, Sebe 34/33, Mü’min 40/71, Hakka 69/30-32, İnsan 76/4.

 

(Fecr 89/27)
يَٓا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ
Ey içi rahat olan kişi![*]

[*] A’raf 7/49, Fussilet 41/30-31, Ahkaf 46/13-14.


(Fecr 89/28)
اِرْجِع۪ٓي اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ
Sen ondan razı, o da senden razı olarak Rabbine dön![*]

[*] Al-i İmran 3/15, Maide 5/119, Tevbe 9/72, 100, Mücadele 58/22, Beyyine 98/7-8.


(Fecr 89/29)
فَادْخُل۪ي ف۪ي عِبَاد۪يۙ
(İyi) kullarıma katıl[*]

[*] Nisa 4/69, Ankebut 29/9.


(Fecr 89/30)
وَادْخُل۪ي جَنَّت۪ي